ÜÇÜNCÜ YENİ



Birgün arkadaşlarla bir ergen ortamındayım, herkes Ölü Ozanlar Derneği okuyup gelmiş belli. kötü bir kopyasını oluşturmaya çalışılıyor Ölü Ozanlar Derneğinin. Başımızda da bizden daha büyük, daha bildiği sanılan bir kaç tip, herkes ağızlarına bakıyor hayran hayran. Tabi Selen ergenken bile yer mi bunları, kız düşürmek için gelmişler belli diye döndüm yanımdaki arkadaşıma. O da kızdı bana, bu nasıl bir sığlık dedi. Adeta her şey sanat için. Nasıl umursamaz tavırlar altında sinsi sinsi kız kesiyorlar. Nasıl yalan bir ortam, kimse birbirini anlamıyor ama anlamış gibi yapıyor. Herkes yazdıklarını nasıl özgüvenle okuyor, herkes bir Turgut Uyar, bir Cemal Süreya sanki. Sevdikleri şiirleri okuyor ve çözümlüyorlar, semboller havada uçuşuyor. Ama ortam böyle offf diyorum. Herkes bir şair. Devrik cümlelerden başım dönmüş. Mum ışıkları, şarap kadehleri eşliğinde en tok sesleriyle durmadan anlatan ve hımm diye onları onaylayan insanlar var, kimisi hiç katılmıyor. O daha çok okumuş, daha çok irdelemiş. Benim gibi sığın orada ne işi var, o derece bir ortam.  
Ben de ordan burdan kırptığım entellektüel bilgileri paylaşıyorum, felfese hakkında atıp tutuyorum, anlamadığım adamların, anlamadığım felsefelerini nasıl anlatıyorum. Belli yeni okumuşum, konu derinleşse işin içinden çıkamayacağım ama herkes sığ allahtan konu derinleşemiyor, herkes ya benden çok biliyorsa, rezil olurum diye bu da bir bakış açısı gibi yorumlar yapıyor. Ben de bundan istifade ediyorum, görseniz tam bir ergenim. Nasıl atıyorum, nasıl atıyorum. Karşımda milenyumdayız hala kadın görünce Schopenhauer anlatası gelen adamlar var. Orda Bukowski kasan adamların şimdi hepsinin sigortaları düzenli yatıyor. E-devletten hergün kontrol ediyorlar devlet hesaplarını, Fatih Portakal ile Fox Ana haber izliyorlar.  
Herkes şiir okuyor.Ben de şiir pek bilmiyorum, aaa şunun bir şiiri vardı ama aklıma gelmiyor, neydi ya o filan diyorum. Aklımda ancak öyle kalmışlar, hiç içselleştirememişim, varamamışım o duygulara. Döndü dolaştı şiir sırası bana geldi. Dediler haydi aklına gelen ilk şiiri oku... Ay yok ben pek şiir bilmem filan derken öncesinde öyle çözümlemeler yapmışım ki, ısrarı geri çeviremeyecek bir noktaya geldim. Ben de bildiğim tek şiiri okudum, aklıma gelen hep ilk şiir, Bingöl Çobanları...  başladım daha deniz görmemiş bir çoban çocuğuyum diye. 
Sanki Isparta'da Oxford vaadı da biz mi gitmedik demişim gibi, dalga geçiyorum sandılar, beğenmediler. Herkes ikinci yenici tabi ortamda. Ya yürüyün, pastoral olunca mı bozuldunuz. Nasıl da güzel şiirdir diye toplamaya çalışıyorum. Siz ne anlarsınız ahmaklar, gelmişsiniz buraya sanki babayın evinde şarap içip, şiir tartışıyordunuz benim babamın şiir defterleri var, onları okuyarak başladık biz bu işlere. Sen git kendi şiirine bak. Demedim tabi, şimdi olsam derdim ama. Ya napim ben şiir ezberleyemiyorum, işte aklına ilk geleni oku demediniz mi oğlum, ben de bunu biliyom napim ya" diyorum. güleceklerine kendilerini o kadar ciddiye almışlar ki, sinirleniyorlar iyice. O zamanlar ergendim, belli bir gruba ait olmaya çalışıyordum, her şiir okuduklarında, her bilmiş bilmiş konuştuklarında gülesim geliyordu ama kimlik arayışı içinde belki olur Selen ya diyordum, belki budur, alışırsın. Elbet birgün komik gelmeyecek. Hep komik geldiler sonra zaten dışladılar beni. Hadi ben neyse de, Kemalettin Kamu'ya çok ayıp ettiler.

Yorumlar

  1. Harika bir yazı. Bir anda kendimi o ergen toplantida hissettim. Senin yine ezber şiirin varmış. Bana kal gelirdi öyle durumda:)

    YanıtlaSil
  2. teşekkürler. sanırım herkesin böyle dönemleri oldu. Ergenlik çok zor çook.

    YanıtlaSil
  3. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

CEHENNEMDE GÖRÜŞMEK ÜZERE !

Kıvanç Tatlıtuğ'u Rüyada Görmek

Şehirler ve Renkler