NEVROTİK SAYIKLAMALAR


                          
                                     

                      Siz gelecekte robotlarla savaşacağımızı, yapay zekayı filan düşüne durun, ben hala alevi sünni,  Türk-Kürt kavgasında ısrarcı bir politika sürdürüleceğini düşünüyorum. Küçükkenmiş o, uçan kaykay fantazileri. 

                       Bense, gelecekte eğer bir gün delirirsem, diye düşündüğümde, aklıma gelen tek şey, dudağımda kırmızı ruj, olmayan saçlarımı eskiye bir selamlama yaparcasına kabartmışım, ama böyle pislikten de, rastalanmış, garip bişi olmuş, bir amca vardı Taksim'de sürekli gördüğüm, çok da sevimli, cana yakın bir amcaydı ama saçından dolayı da kendisine bok kafalı amca adını takmıştık, Hayır adama hakaret etmek için değil, gerçekten de saçı öyleydi, Bazen benzetme değildir işte anlayacağınız. O kadar öyleydi ki, saçı, ister istemez aklınıza tek gelen şey buydu, başka birşeye benzetmek imkansızdı işte Neyse, nedense kendimi Taksim meydanında sigara dilenirken düşünüyorum, büyük ihtimalle, bir yerin delisi olarak anılmak, sigara içmekten çok, sigara dilenmeyi gerektirir gibi geliyor bana. Ha bir de üzerimde, hep lacivert çizgili, sürekli düşen ve elimle toplamaya çalıştığım bir, dede pijaması hayal ediyorum ki, bu da ben küçükken mahallemizin 55 delisinden birisi olan Yaşar'dan kalma bir saplantı galiba, Manisalı olduğumu belirtmeme gerek yok sanırım burada özellikle, deli kostümü diye düşündüğümde, aklıma gelen bir kaç kombin var, Bu Tarz Benim 'e, mahallenin delisi konseptli süper kombinler hazırlayabilirim. En beğendiğimse hep Yaşar'ın ki olmuştur. Yaşar kombininde, tam olarak, günlük, rahatlığı seçmişti. Ayy Deli Yaşar, bana güzel günleri düşündüren, çocukluk anılarımda yer alır hep. Bize delilerle dalga geçmememiz öğretilmişti. Öyle bir gelenek var bizde, deliye gülmezsin, deliyle gülersin ama, hatta deliyle deli olursun. Deli Yaşar'a "naber Deli Yaşar diye selam verdiğimizi hatırlıyorum, o da cevap verirdi. Anlayacağınız delilik de bir hakaret sayılmazdı. 

                   Neyse, konudan sapmayayım, kırmızı, rujum, bok kafam, sürekli düşen çizgili pijamamla, Taksim Meydanında sigara dileniyorum. Sürekli etrafa bağırıyor, gürültü yapanları kovalıyorum. Hayır her deli tabi ki, de bağırmaz, küfür etmez ve insanlara saldırmaz, ama bana yakışanın bu olduğunu düşünüyorum. Zira daha önce de belirttiğim gibi Manisalı olarak, şehrimizde her mahalleye bir kaç deli düşüyordu ve bunlar arasında, çok da kibar deliler de çıkıyordu. Mesela teyzemin, bahçe duvarına çıkıp ki, bu tam benim yattığım odanın, yanına denk gelir sabah ezanı okuyan dindarlar da vardı, yerdeki tüm çöpleri toplayan, çevreci deliler de vardı. Mesela bir delimiz vardı ki, deli olduğundan pek emin değiliz, sufi filan gibi anlatır, öyle muamele ederdik, sürekli İzmir Yolunda yürürdü, ne zaman İzmir'e gitsek, görürdük onu, geçerken korna çalardık, ama o biraz cool, mesafeli bir deliydi, kimseyle pek muhattap olmazdı, görsen önünü ilikleyip geçerdin yani o derece. Onu ne zaman görsek, tam da bir Manisalı'nın yapacağı üzere, her delinin aslında ne kadar zeki, acayip akıllı filan olduğundan bahsederdi, annemiz babamız. Ha bendeki, bu bağırma düşüncesi nereden geliyor derseniz, o da sanırım ilimizin başka bir delisi olan, Şarapçı Orhan'ı burada kendime örnek aldığımdan. Ha öyle küfür edemem, yanına bile yaklaşamam tabi, ben daha ziyade gerizekalı yemin ederim filan diyebileceğimi düşünüyorum. Şarapçı Orhan, öyle bir adamdı ki, yakın zamanda kendisi öldüğünde Manisalılar arasında, acayip bir infial durumu yaratmıştı. Mailler, paylaşımlar, telefona gelen, atılan şarapçı Orhan mesajları, durmak bilmemiş, herkes ailesinden birini kaybetmiş gibi üzülmüştü. Şarapçı Orhan'ın, temizlenip, paklanıp, Yaşlılar Yurduna alındıktan sonra, içkiyi bırakıp, hemen akabinde ölmesi de ayrı bir konuydu. Belki de, onu öldüren, özgürlüğünden alıkonulmasıydı, tezi de, etrafta en çok düşünülenlerdendi. Adliyenin önünden, Ulupark'a kadar küfürler ede ede, onu görmeyip, baş ucunda muhabbet ediyoruz diye kovalamışığı vardır, akşam karanlık vakitti, telefon kutusunun yanında görmemiş, ergenliğin verdiği gazla bağıra bağıra dedikodu yapıp, gülüyoruz tabi haklı adam da, ne diyeyim.

                  Şimdi bu yazıyı okuyup da, aman ne bunalıma girmiş de demeyin, Ben biraz da bunu komik buluyorum düşününce, kimse bu duruma düşmesin tabi de, ama ya bu çok da kötü bir durum değilse. Bilmem belki de, plazada çalışan ve 24 saat anti depresan kullanan bir çok kişiden de iyidir. Şimdi aman bu da iyice abarttı demeyin neyse, belki de çok kötü evet. Bunu ancak ben delirdiğim zaman anlayabilirim sanırım. Ha bi taraftan da komik buluyorum. Kurduğunuz hayalleri bir düşünün hepsinde ne kadar mükemmel ve sıkıcısınız.

                      Ha neden şu an delirmiyorum diye sorarsanız, şu an delirmek için biraz kilolu buluyorum kendimi zira deliliğin biraz da çıplaklık gerektirdiğine inanıyorum. Yani, delirmiyorsam sırf şişman olduğumdan, o don düşecek o popoda selülitler illa görünecek yani sonuçta. Allahım, bak yine gerçek yaşama döndük. Ne zaman bizi rahat birakacaksınız bu algılar, değerler topluluğu. 






Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CEHENNEMDE GÖRÜŞMEK ÜZERE !

Kıvanç Tatlıtuğ'u Rüyada Görmek

Şehirler ve Renkler