ANADAN KIZA GEÇEN VE BEYİNDE KALICI HASAR BIRAKAN HASTALIKLAR



                  Hayatımda ilk defa 30 yaşında hamama gitmiş, gitmeden önce de banyoda İzel'in denizlere aş da gel şarkısını " hani makarnalar suya durulmaz ya diye söyleye söyleye kese atmıştım kendime uzun uzun. Neymiş efendim "aman kadın ayyy ne pis kız, kesele kesele bitmiyor demesin" diye. Kadın da duruma şaşırmıştı. "Kız senden de hiç zevk alamadım keselerken demişti ve ben gururla yerime geri dönmüştüm. Annemin hastalık bulaşır filan diye karşı çıkmalarına rağmen pediküre gitme kararımda direnmiş ve annem "ayaklarını insanların suratına uzatacaksın bari bir bakım yap da rezil olma" demeleri üzerine pediküre gitmeden önce saatlerce ponzalamıştım topukları. 

             Ah işte canım anacığımın sanki gece yarılarına kadar çalışmıyormuş gibi, eve temizliğe gelen teyze gelmeden, rezil olmayalım diye dip temel temizlik yapmaları yüzündendi bu garip davranışlar. Kadın temizleyecek yer bulamıyor annemin yaptığı 35 çeşit ikram sayesinde güne gelmiş gibi geçiyordu bir temizlik günü daha. Resmen elaleme rezil olmayalım diye yaşıyorduk. Dışarı çıkarken temiz, pak çık aman bir kaza maza olur aniden ameliyat filan olmak zorunda kalırsın, aman evi temiz tut, ölüm kalım olur insanlar aniden eve gelirler diye diye ölmekten, hastalıktan , kazadan değil de rezil olmaktan korkuyordum resmen. Ölürken düşüneceğim son şey tezgahın üzerinde bırakacağım bulaşıklar olacaktı.


                 Bakın dalga geçmiyorum, ananemin bir ekim gecesi hastaneden ölüm haberi gelmiş ve biz ailecek eve dönüp onca üzüntünün arasında zaten temiz olan evi temizlemeye başlamıştık. Almanya'dan ananemin hastalığı için gelen büyük teyzem, uçaktan iner inmez ölüm haberini almış ve hemen yarın insanlar gelecek, ortalığı toplayın talimatı vermişti.  Büyük halalar, teyzeler yaşlısından gencine herkes delice bir yer bulup ovalamaya başlamıştı.  Atlatılır gibi bir şey değildi. Ertesi gün Fabulosa, çamaşır suyu, vim kokuları içinde mevlüt okunurken anca anlayabilmiştik, acımızı üzüntümüzü.

                         Bir gün oturma odasının çek-yatını açmış temizleyen annemi izlerken, henüz poşetleri açılmamış, pijamaları, en pamuklusundan iç çamaşırlarını görüp sormuştum anneme bunlar ne diye? Cevap tabiki de hiç şaşırtıcı değildi. Aman hastalık mastalık olur, hastanede giyilir bunlar deyip, oraya resmen bir dükkanı dolduracak malzeme yığmıştı. Çıkar giyelim yeni yeni dediğimde sinirlenmişti. "Varı yok gibi, yoku bok" gibi harcayın hemen diye. Ah anacığım sen, ekonomik özgürlüğünü eline almış,  eğitimli, varlıklı bir kadınsın nedir yani gider alırsın hele bir hastalık olduğunda dediğimde. "Sen anlamazsın biz annemizden böyle gördük" deyip yine kızmıştı. O an anlamıştım ki, bunlar hep anadan kıza geçen ve kalıcı hasar bırakan hastalıklardı. 

                   Sonra 3o'lu yaşlarda bir gün yanımda şangır şungur çay karıştıran bir adama çok sinirleniyorum. Sinirlenecek o kadar şey varken ben o çay karıştırma sesiyle çileden çıkıyorum. Eskiden ya ne olacak ki dediğim şey sinirlerimi o kadar bozuyor ki? Neden çünkü yıllarca ananemin ses çıkarma çayını karıştırırken, çok ayıp elaleme demeleri yüzünden, böyle kenara değdirmeyeceğim diye zorlaya zorlaya karıştırmışım o çayı, ya bırak istediğin gibi karıştır dediğim anda bile yapamıyorum. Bakıyorum dolapta giymeye kıyamadığım pijama takımı, açılmamış bir çift çorap, ne olur ne olmaz diye kullanamadığım iç çamaşırları. Eve misafir gelince sanki 35 çeşit yemek yapmazsam çok ayıp olacak hissi ! İşte bunlar anneden kıza geçen kalıcı hasar bırakan korkunç hastalıklar. Aman gece uyurken deprem meprem olur bari usturuplu öleyim düşünceleri. Evet resmen bir gün ölürken düşüneceğim son şey mutfak tezgahındaki bulaşıklar olacak ve aniden acaba ölmek için yeterince temiz miyim diye rek son nefesimi vereceğim.
                                 
                
                      Ahhh anacığımın,  ölümünün birinci yılı yeni dolmuşken şimdi düşünüyorum da, elalem ne der diye mi yaşadık biz bu hayatları ? Ahh ananeciğim, o çayı gidip şangur şungur karıştırsaydık ne olurdu sanki? O çayı şangur şungur karıştırmayı başarabildiğim an alacağım sanki özgürlüğümü ! Ama olmuyor neden? Çünkü bunlar hep anadan kıza geçen ve beyinde kalıcı hasar bırakan korkunç hastalıklar.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CEHENNEMDE GÖRÜŞMEK ÜZERE !

Kıvanç Tatlıtuğ'u Rüyada Görmek

Şehirler ve Renkler