Araba Sevdası !



                                                        " Annem ve Bay Murat"

                   Bazı hatıralarım o kadar eski ki, düşünüyorum da, acaba hiç öyle bir şey yaşamadım da sanki uyduruyormuşum gibi , aslında rüyamda gördüm de, o kadar inandırmışım ki kendime, tatlılığına kendimi kaptırmışım, gerçek sanıyorum. Ya da çocukken çok sevimli bir film izlemişsin, sen de o filmin içine girmişsin, böyle tatlı bir Akdeniz aile komedisi, ama Amerikan değil kesinlikle. Büyük maceralar yaşanmıyor öyle, küçük küçük, çok da ilginç filan değil ama sıradan da değil herkesin başına gelmez yine de, gülümsetiyor, senin başına geldiğine inandırmışsın kendini, filmden bir hatıra yaratmışsın gibi.

                  Mesela bizim ilk arabamız beyaz, bir Murat 124'tü. Plakasını hiç unutmam, 45KR681, satarken ağlamıştık. Nasıl zor ayrılmıştık. Babamın o zamanlar ehliyeti olmadığı için annem kullanıyordu. Annem de ehliyetini 1974 yılında almış, araba da 1974 model, seksenlerin sonundayız biz, araba 15 yaşındaydı yanlış hatırlamıyorsam, . Annem de öyle usta şöfor değil almış ehliyetini, dedemden çok araba istemiş ama, birisi kaza geçirdi diye dedem de, korktuğu için almamış da, aldırmamış da. 

                    Neyse, annem ben kullanırım artık yeter dedi, malum babamın da ehliyeti yok, dedem de korkuyor yıllardır halbuki kendisi motor kullanmış, kazalar yapmış ama kızına bir şey olur diye daha güvenli olan arabadab korkuyor. Babam da tamam dedi, sen kullanırsın.

           Aldık arabayı, babam yanda, annem bizi arkaya atıyor, sürekli bir yerlere gidiyoruz. O dönemlerde de, çok alışıldık bir durum değil, baba yanda oturup dırdır ediyor anne arabayı kullanıp, bir sus adam artık diyor. Ben de ne değişik bir aileyiz biz yaa diye gözümde kalplerle annemle babamı izliyorum. Arkadaşlarımın hep babası kullanıyor, ben övüne övüne benim annem kullanıyor arabayı diye anlatıyorum. Kimsenin annesi kullanmıyor o zaman arabayı.

              Ama annem yıllarca kullanmamış acemi, araba eski, virajlardan dönerken, sola mı dönüyoruz, annem sağa yatın, kapıları tutun diye bağırıyor, kapılar dönmenin etkisiyle açılabiliyor çünkü, böyle günü birlik denize gidelim diyoruz haftasonu, dağda kalıyor araba, piknik yapıyoruz. Babam tamirci getirmeye gidiyor merkeze sanki arabayı kullanan da anlayan da oymuş gibi teknik işler genelde babamda. Kimse anlamıyor halbuki, araba su kaynatsa neler yapılabileceğini. Annem mayolarımızı giydiriyor, simidimizi takıyor, biz otobüs bekliyoruz dağ başında, öylece mayoyla, deniz hali, otobüs geliyor biniyoruz, bir kaç saat deniz keyfinden sonra, otobüsle geri arabanın kaldığı yere gidiyoruz, bakıyoruz babam tamirci bulmuş, getirmiş arabanın başındalar.

                     İlk aldığımızda arabayı, annem o kadar acemi ki, parketmiş iki araba arasından geçiyor, arkada bir alkış kıyamet. Babam da tebrik ediyor annemi, "afferin kız, git gide iyi oluyorsun diye."Arkadaşlara anlatıyorum anlamsızca, annem iki araba arasından geçti diye. Arabanın lastiği patlıyor, hiç unutmam ilk defa Şoförler Cemiyeti'nin önünde patlamıştı, ne yapacağız diyoruz, küçük beyinlerimizle, nasıl paniğiz biz arkada, annem hemen "korkmayın, çok şanslıyız" diyor ve kapıları kitleyip, Şoförler Cemiyetine gidiyor, oradan bir kaç adam alıyor, adamlar canhıraş değiştiriyor lastiği, annem "teşekkür ediyor" devam ediyoruz yola, bir yere parkedemiyor mu? Hemen çıkıyor dışarı, bir adam buluyor, parkettiriyor, çıkarken park yerinden hemen başka birisini buluyor yola devam ediyoruz biz hiç bitmiyor ama bu, biz sürekli yollardayız.

                          Bir gün, ilerliyoruz yolda, arkadan polis anonsu, neden olduğunu hatırlayamıyorum şimdi, ama kesin arabanın sinyali filan çalışmıyordur, "45KR681, kenara çek " yok annem aynen devam, biz böyle dizlerimizin üzerinde bakıyoruz arka camdan polise, polis ısrarlı arkamızda, annem hiç oralı değil, sanki seslendiği biz değiliz, annem hızını arttırıyor, arttırıyor dediğim 40km ise 50 km ! Öyle MI6 değiliz, bir james Bond filmi kovalamacası yaşanmıyor. Arada "allah allah diyor, hala bırakmadılar peşimizi", ya heralde bırakmaz, adam plakanı anons etmiş sen dur ihtarına uymamış, hızını da arttırmışsın, ha bu durmadı, hızlandı biz başka şoförler bulalım duracak mı diyecek allah aşkına, ama durmaya niyeti yok. Baktı olacak gibi değil,  durma kararı aldı. Ama arabayı parkedemeyeceğini bildiği  için de basıyor gaza, Manisa sokaklarında, 60km hızla, adeta Amerikan filmlerini aratmayacak bir kovalamaca başlıyor, o zaman şehir iyice küçük, polis arkada, biz önde kaç kere turluyoruz. Annem tam bir yeri gözüne kestiriyor, "ay yok yapamayacağım diye basıyor gaza, hoppala bir tur daha, tam bir yer görüyor, oraya girebilir ama hoop kaçırıyor, hadi bir tur daha dönelim de, bir dahakine kaçırmam diyor, biz arkada, bas gaza anne, geliyorlar diye bağırıyoruz, alkışlıyoruz, ama nasıl heyecan. En sonunda annem duruyor bir yere, ama yol ortası, bıkıyor sanırım,  arabadan hışımla bir çıkışı var, polis de geliyor yanımıza, biz arkada, süt dökmüş kedi gibi polise bakıyoruz, korkuyoruz da annemi alacaklar diye, polis diyor "hanımefendi niye durmadınız", "ne hakkınız var çocukları korkutmaya, suçlu muyuz biz, bakın ben bankada memurum, öyle suçlu gibi mi duruyorum" diye bağırıyor, "hanımefendi suçlu değilsiniz de, neden durmadınız?", annem diyor, "birden ensemde öyle belirince, hiç hatam yokken anons edince panik oldum duramadım", yine "görmüyor musunuz, çocuklu bir kadınım, bizi böyle korkutmaya ne hakkınız var", "çocukları ağlattınız" biz nasıl gülüyoruz arkada, Sanki şakşaklar yapan, oleyler çeken, bas gaza anne diye bağırıp, gülen biz değildik, Sonra, garip bir şey oluyor, polis özür diliyor annemden, annem arabayı da yine parkettiriyor, hem de polise, ceza meza da yok. Adamlar mahçup mahçup gidiyorlar. Annem kardeşim kucağında ben elinde, artık nereye gidecektiysek gidiyoruz. Sonra dönüşte, annem yine kızıyor polislere, dar yere parketmişler diye, hayır anne senin ordan çıkman için, Manisa'da hiç araba olmaması lazım, yine bir adam bulup çıkartıyor arabayı, arkaya atıyor bizi, kardeşim, parmağı ağzında arkada uyuyakalmış, ben arabada sürekli olan Andersen'den Masallar kitabı okuya okuya, sanki hiç birşey olmamış gibi eve gidiyoruz.

Babam ne yaptınız diye soruyor annem çok normalmş gibi "ay polis arabası takıldı peşimize, bırakmadı bir türlü" biz de bağırıyoruz "baba polisten kaçtık, çok heyecanlıydı" diye. Babam da bakıyor öyle, ha neden takıldıklarını soruyor. İşte bir şey bozukmuş da, ha diyor babam "o zaman yarın götürelim arabayı da yaptıralım." Ertesi gün atlıyoruz arabaya, babam yan koltukta annem kullanıyor gene.

Sally Ciguly










Yorumlar

  1. Herkesin yaşayabileceği günlük olayları çok eğlenceli bir şekilde yorumlayıp hikayeleştiriyorsunuz. Okurken film izliyormuşum gibi geliyor. Yazılarınızı zevkle takip ediyorum.

    YanıtlaSil
  2. Çok teşekkür ederim Yeşim Yaşar ! Size minnetarım ! Arkadaşım değilmişsin gibi davranmaya devam !

    YanıtlaSil
  3. Çoook sevdim ve hala bu hikayenin içinde bi yerlerdeyim. paylaştığın için teşekkürler Selen :* tülay

    YanıtlaSil
  4. Teşekkürler Tülaycım ! Çok sevindim beğendiğine :)

    YanıtlaSil
  5. pek datlu yazı. arkadaşım değilmişsin gibi yazamadım be pampa :)

    YanıtlaSil
  6. Çok hoş 😊 beni de gezdirdin, çok eğlendim. Teşekkür ederim 🌼🌻🌷

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

CEHENNEMDE GÖRÜŞMEK ÜZERE !

Kıvanç Tatlıtuğ'u Rüyada Görmek

Şehirler ve Renkler