PALYAÇOLAR AĞLAMAZ


1. BÖLÜM

NASIL PALYAÇO OLDUM

O zamanlar daha öğrenciyiz, iş arıyoruz, ilanlara bakıyoruz. Bir tane de, konservatuarda okuyan bir arkadaş var dedi, bir iş var ama? 

Ne işi  konuşuyoruz, palyaçoluk. Birden gülmeye başladık ve bu işi baya ciddiye aldık. Dedi bir organizasyon şirketi. Ciddiye aldık almasına da, bir yandan da tereddütlüyüz heralde, ya deneyelim nolur? Nasıl bir şeydir?  Anı olur ya düşünsene ileride anlatırız biz palyaçoluk yapmıştık diye de birbirimizi gaza getiriyoruz. Yanımızda da bir arkadaş, o da bize bakıyor, ne yapıyosunuz der gibi ama hevesimizi de kırmamak için deneyin bakalım dan öteye gitmiyor. Biz iyice abarttık, bakmışsın çok ünlü bir palyaço olmuşuzlara kadar gittik, sanki Palyaço Krusty olacaz, televizyon yıldızı, şovmen ve parlemento üyesi, ama ne hayaller. 

Neyse, görüşmeye gittik, Kadıköy'de, bir iş hanında, küçük bir odadan oluşan bir yer, bir adam var görüşeceğimiz ancak filmlerde görebileceğiniz o çok konuşan, hafif anasını gözü, palavracı tiplerden, hani görünce ya ben bu adamı bir filmden filan hatırlıyorum diyorsun, öyle abartı bir tip, 32-33 yaşlarında, iri yarı şişman bir adam, saçları arkaya doğru jöleleyip yapıştırmış, gerim gerim gerilmiş, şirket politikalarından filan bahsediyor, ama nasıl atıp tutuyor bizim şirket şöyle bizim şirket böyle, bu arada da annesi, yandaki çekyatta, ayaklarını uzatmış, örgü örüyor, adam kendini överken, arada bölüp muhabbeti, evli misin, okuyor musun, çay içer misiniz diye soruyor, onu cevaplıyoruz, adam şirketi övmeye devam, sanki ofisin ortasında, mavi, çizgili bir çekyat yokmuş da, annesi de oradaki çekyatta değilmiş gibi,

Acil birilerine ihtiyacı vardı heralde, tam size göre bir iş var, bir mağaza açılışı, sizi deneyelim orada dedi. Bir kunduz, bir palyaço aranıyor. Bir şekilde de adam etkiledi bizi sanırım tüm bunlara rağmen kabul ettik biz işi nasıl olduysa. Heyecanlıyız da, neden heyecanlıysak.

Bir kaç gün sonra buluştuk, gidiyoruz işe Abdullah ben palyaço olucam diyor, gördük de kıyafetleri, kunduz kıyafeti tam bir işkence, tüylü bir alt vücut kocaman bir kafa, bir de kafayı takınca etrafı göremiyorsun, ama nasıl ağır ve tüylü, bırak hareket etmeyi, içinde nefes alabilir misin belli değil, ya bunun içinde bişi olmasın diyoruz, hava alınıyo mu bundan, ne demek tabi diyorlar, bak kafanı sokunca yanda, boynunda boşluklar oluyor. Birinin yardımı olmadan yürüyemezsin, ancak kafanın altındaki boşlukta, ayakların görünüyor, Ben de iyi tamam ben kunduz oliyim madem dedim ama, içimden bişi olsa da palyaçoluk bana kalsa diye nasıl dua ediyorum. 

Neyse, gittik biz, mağaza açılışına, işte böyle Ev-Kur filan gibi bir kaç katlı bir alış-veriş, kısaca çeyiz merkezi gibi bir yer,  kıyafetleri verdiler elimize eee dedik nerede giyineceğiz, yanda da bir inşaat var, ama böyle kara bina bile değil, dış cephe yok, baktık, oraya götürüyolar bizi, bir tane çocuk daha var, o da palyaço, bir tane adam var, deli gibi sigara içiyor, bitmeye yakın, sigarasıyla yeni bir sigara yakıyor ve ben adamı bir saniye bırak elindeyi, ağzında sigara olmadan görmedim, bir ara bana "ne işiniz var sizin burada" dedi, iş işte dedim, dedim, başka iş mi yoktu dedi, uzaklara dalıp, sigarasından bir nefes çekerken, öyle de tatlı bir abi, baya ciddi, gerçekçi, ağır da bi abi, bu abi neden burda diyorum, heralde bizi kontrol ediyor, yardım filan ediyor. Bunlar organizasyon şirketinin sahibinin kayınçosuyla, kuzeni bu arada, tam bir aile şirketi. Gittik inşaata ben içimden diyorum, başımıza bişi gelmese bari, hayır tecavüze uğramış, ölü bedenimin palyaço kıyafeti içinde bir inşaatta bulunmasını aileme nasıl açıklayacaklar. Ama, çok sa iyi adamlardı, şirket sahibiyle alakaları yok, yardımcı oluyolar, saygılılar, giderken de konuşuyoruz, bana palyaço sen olacaksın dedi abi, senin suratın daha yatkın, sende tam palyaço tipi var, daha önce de lahana bebeğe benzetilmişliğim var, çok yadırgamıyorum ama bu iyi bir şey mi hiç emin değilim,  ama sanarsın büyük cast var, yıllardır o role istediği oyuncuyu aramış da, bir gün tam istediğini bulmuş yönetmen gibi. Adam cast ajansın ta kendisi, büyük patron bu heralde diyorum.

Palyaço ben oldum, sen bayansın dediler,  inşaatın bir üst katına çıkardılar beni, giyineyim diye, hani etrafta duvar yok zaten, kendime kuytu köşe buluyorum arkalarda, inşaat yıkılacak, ne bileyim tuğla merdivenden düşecem diye ödüm patlıyor, hadi çıktım yukarıya da, ya nasıl inecem 75 numara ayakla ben o merdivenden, kendi spor ayakkabılarımla zor çıktım, zaten kıyafeti de elbiselerimin  üzerine giydim, kaşıntıdan ölüyorum, allahtan hava o kadar sıcak değil ama yine de şimdiden bi fenalık bastı, belde kasnak var, göbek gibi kocaman, tombik orası, bol bol bişi, topaç gibi görünüyosun, kalçanı salladıkça, göbek oynuyo, kalça sallanıyo, giyindim askılarımı tutup, hop hop göbeği, popoyu oynatıyom, sağa sola sallıyorum popoyu, vücudu, ama göbekten aşağısını göremiyorum, inmem imkansız, bağırdım aşağıya, aldılar beni, tutup 4 bir yanımdan, önümde kunduz, elimi uzattım, tüylü ellerinş tuttum, bir yanımda yanımda palyaço, öteki yanımda abi, indirdiler beni !

Neyse, yanımızda bir kıyafet daha var, bir alet var, abi yok burada olmaz dışarıda yapacaz o işi filan diyor, allah allah ne işi, eee giyindik ya işte diyorum, baktık abi girdi kıyafetin içine, içerde yapsak çıkamazdık diyor bana, koskoca ciddi abi, giydi kıyafeti, resmen kompresörle şişirdik adamı. beni bir gülme aldı, tutamıyorum kendimi, abi şiştikçe kafa eğikken böyle havaya kalkıyor, bir de gerizekalı şişme palyaçonun içinde, o abi var, onu biliyorum ya, o nasıl bi tezat, palyaçonun salak suratı gülüyor ama abi içerde bir karış surat, bıkmış, usanmış, işini nasıl sevmiyor, nasıl sevmiyor, şişirilirken ne küfürler ne küfürler. Ben hayatımda öyle küfürler duymadım, biz şişiriyoruz şiştikçe abi daha çok küfür ediyor. Birbirimize bakıyoruz, gülüyoruz artık, bir yandan adama üzülüyorum ama bir yandan da, durum o kadar absurd ki, kendimi tutamıyorum. Adamı biz şişirmiyoz dertten, kederden, nefretten şişiyor sanki. Her güldükten sonra abi kusura bakma ben kıyafete gülüyom, çok komikmiş ya kem küm açıklamayla durumu kurtarmaya çalışıyorum ama adamın zaten umurunda değilim ben. 

Bıraktık abiyi şişirdikten sonra dışarda, ama aklımda abi var, çıkmıyor abi aklımdan, diyorum sigara filan yakmasa bari,  bir odada makyaj yapılacak, dedim ben kendi makyajımı yapacağım, yok yapamazsın, yaparsın en sonunda tamam dediler, ikna ettim, tam da süper bi makyaj yaptım, ama makyajı yaparken şirket sahibi makyaj malzemelerini tanıtıyor, yok Avrupa'dan getirttik, çıkmaz, şöyle zararsız böyle kaliteli, özel olarak palyaço makyajı için üretilmiş, susmuyor. Ben hiç dinlemiyorum, diğer palyaço çocuk da bıkmış belli, biz birbirimize yardım ediyoruz, o orda nasıl atıyor nasıl atıyor ve ben nasıl inanmıyorum nasıl inanmıyorum. Bir yandan da diyorum ben ne yapıyorum burada, adam susmadıkça, en önemlisi ne yapacağım ! Güleyim mi halime, ağlayayım mı?  En azından diyorum palyaçosun, kim tanıyacak seni yaaa, kim bilecek o sensin? 

Ben hazırlandım, tam havaya girdim, girdim ama , heyecanla bekliyoruz acaba nasıl bir rezillik bizi bekliyor diye. Dedik, neyse, biz işimize bakarız. ben, kunduz, diğer palyaço çıktık odamızdan, o Rezarvuar köpeklerindeki meşhur sahne gibi yürüyoruz yan yana, ama ne ciddiyet, Abdullah daha kafayı takmamış, koltuk altına sıkıştırmış, koluyla tutuyor yanda, sanarsın astronot, uzay aracına dönüyor sanki, ama kafa zor sığıyor, diğer çocuk sigara kaybetme numarasını çalışıyor, . Yürüyoruz ama aklımda tek bişi var, "abi patlamasa bari"......

Devam edecek


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CEHENNEMDE GÖRÜŞMEK ÜZERE !

Kıvanç Tatlıtuğ'u Rüyada Görmek

Şehirler ve Renkler