Ne zaman başım belaya girse lambada yapmak gelir içimden !



       

                   
          Annemi nasıl kızdırdıysam artık, salon salomanje odada, o arkamda ben önde ama nasıl dönüp duruyoruz.  Artık başım dönüyor, annem de inatçı yakalamadan bırakmayacak belli. Baktım olacak gibi değil bunun bir sonu yok. Bir şey düşünmeliyim, bir şey bulmalıyım, bu işkence bitmeli artık!  
            İşte o an nasılsa aklıma o müthiş fikir geldi. Aniden durup ağzımla müziğini yapıp lambada yapmaya başladım. Nasıl kıvırıyorum, şaaşii betito, mariyanna luiz albertooo, nının nı nın nı nın nı nııınn diye diye. Lambadanın meşhur olduğu yıllar, bana şaşkın şaşkın bakan kardeşimi tutup çektim. Bacak aramdan filan geçiriyorum, çocuk şaşkın. Vücudu lambadaya karşı koyamıyor, abla bacağının arasından takla attırsana diyor adeta vücudu,  öyle eşlik ediyor bana. Benim vücudum tüm kıvraklığıyla lambada yapıyor, yapıyor fakat kırılan o gerdanlarla, oynatılan kalçalarla surarım aynı şeyi söylemiyor. Korkulu ve meraklı gözlerle anneme bakıyorum. İnfaz emri hazırlanmış bir mahkuma son isteğini sormuşlar da lambada yapmak demiş, sonra baya pişman olmuş gibi bir surat ifadesi ! 
               Fakat işe yaradı. Annem durdu, sadece baktı. Annem kıpırdamadan bakıyor, ben lambada yapıyordum. İlk şaşkınlığı attı, nıck nıck dan başka hiçbir şey demeden gitti ve ben yırttım. Ama eminim ben görmeyeyim diye içeriye kaçtı ve içerde dizlerini döve döve güldü! Ya da belki de korktu, mantıksızlığımın sınırları karşısında. Ama işe yaramıştı işte. Ben de şaşkındım ama  yırtmıştım. 
            İşte dostlarım o günden beri tüm saçma sapan fikirler benden çıkmaya başladı. Can havliyle aptal aptal fikirler geliyordu aklıma ve belki işe yarar, hiç fikirsiz olmaktan iyidir diye söylüyordum bunları. İnsanlar buna gülüyorlar ve ben hep yırtıyordum. Hatta, bu fikirlerimle arkadaşlarıma da yardımcı oluyor ve onlar da yırtıyorlardı, bir keresinde, sınıf kapısına kırma niyeti olmadan şakalaşırken yumruk atıp, kolu diğer tarftan çıkan arkadaşıma, okulun en korkunç öğretmenini karşımızda görünce birden, süpermencilik oynuyodum, böyle yumruk havada duruyodum da rüzgardan kapı çarptı de demiştim, o salak da saniyeler içinde daha iyi bişi düşünemediği için, noldu kapıya diyen hocaya birden bu fikri söylemişti, o her şeye tokatlayan suratsız adam, birden gülmeye başlamış, tamam yaptırırız deyip uzaklaşmıştı. 
            Şimdi ben bunu neden anlattım, kafamı acayip kurcalıyor. Bu fikirler nerede işe yaramamaya başladı? Nerede, ne zaman, niye değiştiniz de artık bu fikirlerin hükmü kalmadı da ben yırtamıyorum hiçbir şeyin içinden çıkamıyorumNeden bana gerizekalı gerizekalı konuşma gibi gözlerle bakıp, gömüyorsunuz en derinlere?

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CEHENNEMDE GÖRÜŞMEK ÜZERE !

Kıvanç Tatlıtuğ'u Rüyada Görmek

Şehirler ve Renkler