BANU ALKAN'I DÜŞÜNÜRKEN


İTİRAF EDİYORUM;

                               Hiç unutmam 13-14 yaşlarındayken izlediğim filmi, Banu Alkan'ın sarhoş olmuş, kötü adamın evine götürülür, sabah uyanır ve artık bakire değildir. Ben bu filmi izlediğimde, bu kız ne olacak şimdi diye üç gün bunalıma girmiştim, bu kıza ne olacak. nasıl öyle bir yanlışlık yaptı. belki de ben yaşlıyım da ben 13-14 yaşındayken işler çok farklıydı, bilmiyorum ama nasıl bir panik. Ailesi ve sevgilisinin suratına nasıl bakacak. Üç gün uyuyamamıştım, allahım bir kadının başına gelecek en kötü şey bu olmalı diye. Bu nerden mi aklıma geldi, bir kaç gün önce filme denk geldim de, nasıl güldüm nasıl güldüm. Ya dedim ben senin yüzünden 3 gün uyuyamamıştım. 

                                Öyle kapalı bir aileden de gelmedim, istediğim yere gittim, istediğim zaman eve geldim, okuldan kaçarken bile annemlere haber verdim, tamam dediler istediğini yap, özgürlüğüm, aileme karşı çıkma hakkım vardı ve salak bir ergen olarak bunları bol bol kullandım, ama hani annem ve babam başına gelecek en kötü şeyde, senin hatan olsa bile bize söyle, saklama biz senin aileniz derken, kastettikleri en kötü durumunun, bu olduğunu biliyordum, ama bu durumda ben olsam, aman allahım bunu aileme nasıl söylerdim, nasıl yapardım aileme bunu, acaba söylemeye cesaret etmeli miydim, öldürecek halleri yoktu ya, bak işte bu filmin kafam da yarattığı travmaya, resmen gece Banu Alkan yüzünden ateşlerim çıkıyordu, şimdi bakınca gülüyorum ama insan 13-14 yaşındayken hayatın o kadar kolay olması, sanki hayatı daha da zorlaştırıyordu. Başka dert bilmiyordum o zamanlar, başıma gelebilecek en kötü şey, cuma törenden kaçarken, müdüre yakalanmaktı.
                               Başına ne gelirse söyle, en kötüsü bile, senin hatan olsa bile, biz sana sahip çıkarız, heralde hastalansam, kaza geçirsem haberleri her türlü olurdu, derslerim kötü olsa söylüyordum, matematikten sıfır aldığımı bile gülerek babama söylemiş, babam da gülerek düzeltirsin demişti. Matematik düzeltilir, üniversite kazanılır, erkek arkadaşlarınla görüşebilir, eve çağırabilir ben onlara gidebilirdim ama ancak ancak kardeşçe bir sevgiyle bunları yapabilirdim, sevgili olamazdım, zaten olsan da düşünsene, Manisa gibi bir yerde, 90ların başı, ancak çay içmeye gidersin, o gün harçlık fazlaysa Manisa kebabın yemeğe gidersin, ya da börekçiye, ha bir de öğle arası ya da boş derslerde Migrosa gider gezersin, olay bu,  ne kadar masumca ama aynı şeyi arkadaşınla yapabilir, sevgili olunca adı yapamazsın, gizli saklı dolanırsın, zaten en fazla yapacağın buyken , Mehmet ile rahat rahat her yere girip çıkarken, Ahmet ile, Mehmet ile yaptıklarını gizli saklı yaparken ille belli ediyorsun kendini, gören bu işte bir gariplik olduğunu hemen anlar. Ya allah aşkına Manisa, 1990 ların başı, cinsellikten utanan ergene Ee sen nasıl oldun diyorsun, benim annem babam öyle şeyler yapmaz diyor. Düşün adam ergen. Nasıl kötü bir şeyse artık bu, annesine babasına yakıştıramıyor, bırak kendisi yapacak, öyle öğretmişler. Bu kafada insanlarız. biz bir evde, başbaşa kız erkek kalıp, kola içip, bilgisayar oynuyorduk zaten. hani ateşle barut yanyana durmazdı, izin vermeyen arkadaşlarımın ailelerini düşünüyordum, ya ne saçma, napıyoruz ki, 3 kilo kurupasta 5 lt kola içip, NBA izleyip, bilgisayar oyunu oynamaktan ve aptalca telefon şakaları yapıp, telefona üflemekten, hohlamaktan başka, 18 kilo almıştım, sırf erkek arkadaşlarla evde oturuyoz diye başbaşa, ki o zamanlar başıma gelebilecek en kötü şey buydu. Aşık olduklarımız hep uzaktaydı, uzaktan uzağa bakışırdık, yanımızdakiler kardeşimizdi çünkü. Ama boyut bu tabi, bunu aşmak aklımızın ucundan bile geçmiyor. Zaten ben bu boyutu nasıl aşayım allah aşkına, Banu Alkan bir filmde bekaretini kaybetti diye, üç gün uyumamışım. Üç gün ya ! Neyseki 13-14 yaşındaydım ve hayatın gerçeklerinden haberim yoktu, bildiğim en kötü hastalık astım, başıma gelebilecek en kötü şey bekaretimi kaybetmekti, kendi güvenli fanusumda, bunları filmlerden öğreniyor ve bana ne dayatılıyorsa inanıyordum. Bir kaç sene içinde daha farkındalığım artıp da sorgulayana kadar bu böyle bir şeydi benim için.

                                    Hah bunun yanında bir de taciz ve tecavüz var, şimdi bakınca esas bunlar en kötüsü, en vahşisi, bir insanın başına gelebilecek en kötü şeylerden biri, ama onlar da benim hatam değil deyip, bunu bile kendimce daha kolay atlatılır buluyordum, düşün bu durumda kalsam ve bana bir şans verseler, deseler sevdiğin adamla biraz ileriye gittin oldu, ya da tecavüze uğradın bu durum oldu, sen seç birini, tecavüzü seçicem, çünkü benim hatam olmayacak, açıklayabileceğim herkese, tabi o zaman uğradığı tecavüzden bile suçlu olan kadınları bilmiyorum, neler yaşadıklarını, toplumun onlara bakışını, benim ailem bana sahip çıkar bu konuda rahatım ama diğer, çocukları ve kadınları bilmiyorum, ailem sahip çıkar da, mahalleli ne yapar onu da bilmiyorum ama tecavüzü yeğliyorum. belki  ailem kabul edecek durumu,  ama etrafı düşnüyorum, ben annemle babama böyle bir şey nasıl yaparım., rezil olurlar konu komşuya, beni kabul etse bile elalem ne diyecek, aileme güveniyorum bu konuda bir şekilde, ama o etraf ne der, bana istediklerini desinler de, annemi babamı nasıl o duruma düşürürüm. Banu Alkan'ı düşünürken, hadi tecavüz olsa neyse, söyler kurtulursun diyordum,  ama aslında bunun tecavüz olduğunu bile bilmiyordum o an, o kötü adamın sen de istedin ama lafı varya? Sanki namus bir tek kadının koruması gereken bir şey de, erkekler herşeyi yapar bilinci hücelerime işlemiş. Ya resmen tecavüz işte, sarhoş edip, zayıflığından faydalandın, bilinci yokken, rızası olmadığını bile bile isteği dışında bundan faydalandın. Bu ne? Ama kadın suçluydu bir şekilde işte, o da gidp içmeyecekti, sarhoş olmayacaktı, erkeklerle dışarıya içmeye çıkarsan başına bunlar gelir, öyle bir dayatılmış ki? Sanki namus sadece bundan ibaret.

                                     İşin en travmatik yorumu, öyle bir baskı ki bu, ohh tecavüz diyecem neredeyse. Sevdiğin bir erkekle, isteyerek, güzel bir şey yaşamak yerine tecavüzü seçeceğim. Başıma bu durum gelse. bundan daha acıklı bir durum var mı? Sanki erkeğin yaptığı şey aynı şey değil, farklı bir şey, o rahat da sen dikkat edeceksin, onun hiç bir suçu yok. Bir film izleyip de, o film yüzünden üç gün uyutmamak. tüh evlenmeden oldu diye üzmek ne. Allahtan aklım başıma çok çabuk geldi, ergenliğin 2. yarısı , herşeye isyan başlığı altında, atlattım bu durumları. Ama başıma da, bir şey gelmedi.

                                  Bu travmayı nasıl atlattım, Banu Alkan travmasını, filmin kötü kadını tuttu elimden, baktım, kötü kadınlara Türk sinemasındaki, hiç umurlarında değilsiniz, o kadın o kadar cesur ki, korkularımı alıp götürdü. O yüzden de söyleyeyim, filmlerde, kötü kadınları seviyorum. Onların umrunda değildir sizin ne istediğiniz, cinselliğini de yaşar, kahkahasını da, filmdeki iyi kadın gibi ağzını kapamadan şakır şakır atar. İşte o kadından korkarsınız, onu kötü gösterirsiniz çünkü o kadın güçlüdür ve hiç bir tanımlamanız ona uymaz, ve o kadına da bir şeycik olmaz, öyle boşuna filmlerde kuyusunu kazmayın, boşuna bak böyle olursa, ölürsün, müşkül duruma düşersin demeyin. O kadın atlatır. İşte o kadın benim, kahramanım.

                                     

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CEHENNEMDE GÖRÜŞMEK ÜZERE !

Kıvanç Tatlıtuğ'u Rüyada Görmek

Şehirler ve Renkler