İyilik Yap İyilik Bul !



           Artık kar durmuş ve ben ezilmiş, donmuş karla kaplı, çamura bulanmış caddede hayattan nefret ede ede yürümeye çalışıyordum. Bazen İstanbul'un en işlek caddesine ev kıyafetimle çıkabilme cesaretim beni de çok şaşırtıyordu. Neyse ki, altımda Quicksilver kayak pantolonu görünümlü, pazardan 10 liraya aldığım polar pijamam vardı. 5 liralık olanlar da vardı, ama her zamanki gibi kaliteden vazgeçememiş, 5 lirayı nelere harcıyorum ya diyerek bunu seçmiştim. 

               Hayat bundan ibaretti işte, karların çamura dönüştüğü kaygan yolda düşmeden yürümeye çalışırken hayatımın yarım saatini daha harcayacaktım. Tam da mucizelere inanmanın sadece aptallara has bir özellik olduğunu düşünürken ilerden leopar desenli polar pijaması, ayağında makosen ayakkabılarıyla bir teyze bana sesleniyordu. O kadar insan varken,
bana seslenmişti. Yoksa bu benim peri annem miydi? şaşkınlıkla yanına gittim, "kızım ayakkabılarım çok kayıyor, buraya kadar düşe düşe geldim, şu köşedeki bakkaldan bana bir kısa Marlboro Light alır mısın" dedi elime 10 lira tutuşturdu. Ancak benim peri annem, beni bakkala kısa Marlboro Light almaya gönderir zaten diye içimden isyan ederken teyzecim teyzecim diye bakkala koşmak da sadece benim yapabileceğim bir şeydi. Bakkala gittim, sigarayı istedim ve 10 lirayı uzattım, para üstünü beklerken adam bana "noldu" diye sordu. Bişi olmadı, üşüdüm. Hava da ne soğuk ya, valla düşmeden şurdan şuraya yürümmüyor diye muhabbete koyulmuştum ki, adam bana yine "noldu" diye sordu. "Bişi olmadı" diye cevaplayıp adama bakarken adam "on oldu on oldu" diye bağırmaya başladı. Peri annem 10 liralık sigara içiyordu, sonuçta nelere vermiyosun diye geçiştirilecek bişi değildi. Birden bir korkuya kapıldım, 10 liraya sigara mı olurdu ya, peri annem para üstünü cebime attığımı düşünecekti şimdi. Korkuyla peri annemin yanına gidip ya zam gelmiş, isterseniz götüreyim bakkala sorun dedim. Yok kızım dedi. Neyse, baktım yürüyemeyecek, nasıl ineceğimi bilmediğim yokuşa el ele çıkmaya başladık. Evine kadar bıraktıktan sonra kadını, o kadar allah razı olsun, hayyatta ne istersen olsun, allah ne muradın varsa versin dedi ki, altı üstü bi sigara almıştım. Onca duadan sonra ister istemez, ben bile ya dedim bu iyiliğimin karşılığını nasıl alacam acaba hayattan. Kesin güzel bir şey olacak derken, adamın biri bana iyice yaklaşarak, benle yürümeye başladı, ne oluyo ya demeye varmadan kulağıma, 998-997-996-995 diye fısıldamaya başladı. Abi iyi misin dedim, 994-993-992-991 diye devam etti. Bir dakika ya, karşıdan beyaz atına binmiş bir prensin gelmesi gerekmiyor muydu aldığım bunca duadan sonra. Hala bundan bir mucize çıkartmak maksadıyla adama ne oldu diye soruyordum o kaldığı yerden geriye doğru saymaya devam ediyordu. 963 ten sonra bunun bir mucize olamayacağı yavaş yavaş aklıma yatmaya başladı. Adam baya deliydi sanırım. 

                 Sonra aklıma, şu hikaye geldi, bi adamın kapısına bi yaşlı bir adam gelmiş, çok açım demiş. Adam onu evden kovmuş, bir kuru ekmek vermemiş, sonra komşusu evine alıp sıcak bir çorba ve yatacak bir yer vermiş. Sabah uyanmışlar, adam evde yok, yatağını toplarken de, adamın yastığının altında altınlar bulmuşlardı. Meğer adam evliya mı neymişmiş?

                










Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CEHENNEMDE GÖRÜŞMEK ÜZERE !

Kıvanç Tatlıtuğ'u Rüyada Görmek

Şehirler ve Renkler